Aralık 05, 2012

güzel gözlü güzel çocuk...

aklımda bir görüntü var.
şakır şakır yağmur yağıyor dışarda. boğaz kenarında bir yerdeyim. bi cafede. belki ortaköy'de. cam kenarında bir masa oturduğum. sıcacık içerisi. bir fincan kahvem var defterimin yanında, dumanı tüten, mis gibi kokan.
defterim var, evet. içimden geçeni aklıma eseni yazdığım. sevdiğim şiirlerden birkaç mısra, sevdiğim şarkının nakaratı ya da.
bana özel, beni anlatan, benim anlattığım. her sayfasına kendimi kattığım.
sert kapaklı siyah kaplı bir defter bu. bembeyaz sayfaları var. siyah mürekkepli bir kalem karaladığım. dolmakalem. siyah, şık ve sade. 
ah bu benim defter kalem tutkum. yıllar geçiyor bu hiç geçmiyor.
düşünüyorum, her şey gitgide büyüyor gibi geliyor. düşüncelerim büyüyor, duygularım büyüyor. ben büyüyorum. 
büyüdüm ve kocaman bir kadın oldum, diyorum. büyümeseydim keşke diyorum sonra. 
büyüdüğüm her gün biraz daha idrak ediyorum aslında çocukken aldığım hep çocuk kalma kararının ne kadar da doğru olduğunu. ama hayat... hani şu oynadığı oyunlara hiç karşı koyamadığımız. hani şu oynadığı oyunlara delice tutkun olduğumuz.
kalemi alıyorum elime. aklıma gelen bir şarkının nakaratı. değiştiriyorum onu biraz. kendime yontuyorum.

"güzel gözlü çocuk unuttun mu
sadece bir bakışınla aşık olduğumu..."

yazıyorum sayfanın başına. duruyorum, bakıyorum harflerime. benim yazım güzel, furkan nasıl okuyamıyor ki bunu diye geçiriyorum aklımdan. gülümsüyorum. bi yudum kahve içiyorum. yazmaya devam ediyorum.